Stres
Stres

Gündelik hayatımızda çok fazla stres etkeni ortaya çıkar.

Stresin yaşamımız içinde kaçınılmaz olduğunu biliyoruz. Ayrıca uyum sağlamamız ve gerekli başa çıkma yöntemlerini de kullanabilmemiz gereklidir. Maddi sıkıntılar yaşamak, bir amaç için çok çalışmak, âşık olmak her türlü geçimsizlik stres etkeni olabilir. Bütün stresin etkenleri kötü demek değildir ama yaşamın gerçeğidir.

Stresin dört temel kaynağı vardır:

  • Çevresel etkenler
  • Toplumsal stres etkenleri (iş problemleri, borçlar, anlaşmazlıklar, sevdiğiniz kişileri yitirmek)
  • Fizyolojik etkenler (ergenlik dönemi değişiklikleri, hastalıklar, yaşlanma, kötü beslenme, spor yapmama ve yetersiz uyku gibi)
  • Dördüncü stres kaynağı ise kendi düşüncelerimizdir. Yani o anki yaşantımızı nasıl yorumladığımız, gelecekten ne beklediğimiz bizi strese sokabilir.

Dolayısıyla stres içinde bulunduğumuz durumu yorumlamakla başlar. Olumlu yorumlarsak kaygı duymayız ama olumsuz bir sonuç çıkarırsak strese gireriz. Bu durumda kas gerginliği, baş ağrısı, karın ağrısı, ağız kuruluğu, çarpıntı, nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi bedensel belirtiler de yaşayabiliriz. Ellerimiz ayaklarımız üşür, kan basıncımız yükselir, karnımızda kelebekler uçuşuyor gibi bir takım duygular yaşarız. Uzamış stres durumlarımızda bir takım olumsuz etkiler meydana gelebilir. Vücudumuzu sağlıklı tutan çok önemli bir takım işlemler durmaya başlar. Oysa beynimiz söz konusu durumun artık tehlikeli olmadığı mesajını verir vermez gevşeme başlar. Demek ki zihnimizi doğru yönlendirirsek stresin etkilerini ortadan kaldırabiliriz ve daha sağlıklı oluruz. Aksi takdirde stres kronik bir şekilde devam ederse stresle ilgili ilişkili hastalıkların ortaya çıkma olasılığı artar. Yıllardır sürdürülen çalışmalarda stresle ilişkili rahatsızlıkları olan kişilerin kas-iskelet, kalp-damar ya da mide-bağırsak sistemin birinde aşırı etkinlik göstermeye eğilimli oldukları bulunmuştur. Söz gelimi kronik stres kimi insanlarda kas ağrılarına, yorgunluğa neden olmaktadır. Bazı kişilerde ise hipertansiyona, migren baş ağılarına, ülsere ya da kronik ishale neden olabilir. Hatta yoğun stres üreme sisteminin baskılanmasına, erişkin diyabetinin başlamasına, astım gibi solunum sistemi hastalıklarının artmasına, osteoporoza (kemik erimesi), soğuk algınlığının sık tekrarlanmasına hatta bir takım kanser türlerinin ortaya çıkmasına sebep olabilir.

Stres yaşadığımızda kaçınılmaz olarak vücudumuzu gereriz. Stres bitince bu gerginlik ortadan kalkar. Örneğin; aşırı öfke duyan bir kadında şiddetli boyun ağrıları ya da gelecek kaygısı duyan bir adamda karın ağrıları ortaya çıkabilir. Oysaki zihin-beden ilişkimizi kurmak ve düşüncelerimizle vücudumuz arasındaki etkileşimleri doğru anlamak, stresi yönetmek için çok önemlidir.

Stres yönetimi ise stres ile başa çıkabilme için çok önemlidir. Amaç stresi azaltmaktır ama stressiz bir yaşamda çok büyük olasılıkla sıkıcı olur. Ayrıca stres etkenlerinin çoğu olumlu etkenlerdir. Başarı için daha çok çalışmak gibi. Bizi zorlayan sorunlardan kaçmaktansa bunların üzerine gitmeliyiz. Düzenli spor yapmalı, güzel toplumsal ilişkiler kurmalı. Beslenmemize ve uyumamıza özen göstermeli, iyimser ve akılcı düşünmeliyiz. Ayrıca yaşamımıza daha çok eğlence katabilmeli ve bu sorunlarla daha kolay başa çıkabilir hale gelmeliyiz.

Belli bir dereceye kadar stres yaşamımız içinde üretkenliğimizi arttırır. Daha fazlası ise bizi yorar, başarımızı düşürür.

Stressiz bir yaşam mümkün değilse de stresi iyi yönetebilmek dileğiyle…